Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde Neredeyiz?

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde Neredeyiz?

Temmuz 2016’da Birleşmiş Milletler inisiyatifi olan Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) ve paydaşı Bertelsmann Stiftung tarafından ‘SDG INDEX & DASHBOARDS – SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFİ ENDEKSİ VE GÖSTERGELERİ TABLOSU’ adlı bir rapor yayınlanmış idi. Bu sene ‘KÜRESEL SORUMLULUKLAR: HEDEFLERE BAŞARMANIN ULUSLARARASI YAYILMA ETKİLERİ’ başlıklı ikincisi raporunda, yine Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (SDG) ülkeler bazında ve alt kırımlarında nasıl geliştiği ve ötesinde, SDG’ler etrafında yapılan çalışmaların diğer ülkeleri nasıl etkilediği yani yayılma etkileri incelendi.

SDSN tarafından bu raporları ve endeksi oluşturmak ile hedeflenen, küresel bir gündem olan sürdürülebilir kalkınma etrafında resmi raporlama haricinde, ülkelere ve kamuya bilgilendiri, yol gösterici, bağlantıları ortaya koyucu bir çalışma sunmak. 2016 senesinde oluşturulan ve resmi olmayan endekste, ülkelerin SDG alt kırımları (endikatör) bazında ülkelerin yaptığı gönüllü raporlama verileri kullanılıyor. ‘Katı bir notlama’ ile değerlendirmenin yapılmasındaki amaç, SDG gündeminin önemine dikkate çekmektir.

Hatırlatma amacıyla, 2016 yılındaki incelememizde rapora dayalı olarak ‘Gelişmiş veya Gelişmekte olan tüm ülkelerin ve bölgelerin gidecek çok yolları olduğunu, önümüzdeki dönemde SDG’lere yönelik uzun dönemli sağlam bir plan yapılması gerekliliğini, ülkelerin ve tüm kurumların birbirleri ile bu doğrultuda diyalog ve işbirliği yöntemleri geliştirmeleri, finansman kaynaklarının doğru yapılandırılmaları gerektiğini’ söylemiş idik. http://ekoiq.com/surdurulebilir-kalkinma-hedeflerinde-neredeyiz/

Genel olarak, ülkeler düzeyinde gönüllü raporlama artmaktadır. Sayıları şu an itibariyle 244’e ulaşan SDG endikatörleri ile gelişmeyi izlemeye derinlik katılmıştır. Bu umut vericidir.

2017 senesinin raporunda odaklanılan konu ise, hedeflerin ne doğrultuda gerçekleştiğinin sadece ülke ölçeğinde değil, diğer ülkeler üzerindeki yayılma etkilerini (spillover effect) de göz önüne alarak değerlendirmek olmuş.

Bu önemlidir çünkü;

  • Öncelikle bu hedefler, tüm ülkelerin birlikte başarabilecekleri konulardır. Örneğin, bir ada devletindeki su seviyesinin artmasının engellenmesi, tüm ülkelerin emisyonları azaltması ve bu sayede küresel ısınmanın kontrol altına alınması ile mümkündür.
  • Geleneksel SDG metrikleri her bir tanım üzerindeki gelişmeye odaklanmaktadır. Yayılma etkisi hesaba katılmayan bu yaklaşım, özellikle büyük ülkelerin diğerleri üzerinde negative etkisini gösterememekte, ve küresel kitle kaynaklarının yanlış dağılımına sebep verebilmektedir.

SDSN Türkiye Lideri Prof. Dr. Fikret Adaman’ın çalışmalar ile ilgili olarak şunu belirtmektedir:

‘SDSN’nin hazırlamış olduğu 17 başlık altındaki göstergelerin kalkınmanın çok farklı boyutlarını ifade ediyor olması söz konusu. Bu göstergeler manzumesinin Birleşmiş Milletler çatısı altında yaklaşık iki yıllık bir çalışma sonunda belirlenmiş ve uzun tartışmalar neticesinde netleşmiş olduğunu unutmayalım ; dolayısıyla da herhangi bir indeks yaklaşımını göstermek doğru olmayacaktır. Sonuç olarak, bu indekse göre oluşan ülke karnelerinin anlam ve önemi büyüktür.

Çalışmada yayılma etkilerine üç bazda bakılmış:

  • Çevresel Etkiler: İnsanlığın sebep verdiği (anthropogenic) iklim değişikliği, sınır ötesi ve ticaret kaynaklı kirlilikler, ticaretin sebep verdiği biyoçeşitlilik azalması, gezegen kaynaklarının yanlış kullanılması (örneğin, fazlaca yapılan açık deniz balıkçılığı)
  • Ekonomik, finansal ve yönetişimsel etkiler: Uluslararası yatırımlar için gerekli kalkınma finansmanı ve politikalarının yaratılması, ticaret kuralları, uluslararası vergi ve diğer vergi rekabetleri, bankacılık gizliliği, sınır ötesi rüşvet.
  • Güvenlik Etkileri: Silah ticareti, uluslararası suç; çatışmaların önlenmesine yönelik atırım (pozitif yayılma etkisi)

Raporda da vurgulanan, bu yöntemler günden güne gelişmek yolundadır. Bununla birlikte, şu ana kadar gelinen noktadaki bulgulara göz atalım:

  • Zengin ülkelerin gelişme biçimleri, SDG’lere ulaşmada daha fakir olan ülkelerin yeteneklerini kısıtlayabilir. Örneğin, zengin ülkelerdeki yüksek tüketim seviyeleri, bankacılıktaki gizlilik ve vergi cennetleri, silah ihracatı, fakir veya etkiye açık ülkelerdeki sürdürülebilir kalkınmayı negatif açıdan etkiyebilir.
  • Diğer taraftan, gelir düzeyi yüksek ülkeler tarafından verilen uluslararası kalkınma finansı da SDG’lerin desteklenmesi için önemlidir.
  • Ülkelerin, şu ana kadar bu verileri gönüllü bazda oluşturmalarına rağmen sayılarının artması alkışlanmalıdır.
  • Ancak bağlantıları görebilmek için daha detaylı verilerin oluşturulması gerekmektedir. Ülkeler bu doğrultuda istatistiksel veri kapasitelerini geliştirmelidir. Burada tek tek ürün tedariklerinden (örneğin kot kumaş üretimi veya palmiye yağı gibi) yola çıkılarak etkiler hesaplanmaya çalışılmıştır. Örnek hikayelerden çıkan sonuçlara yönelik ülkeler düzeyinde metrikler çıkarılması, ilerideki dönemde bu etkileri daha detaylı anlamak açısından önemlidir.
  • Ülkeler, en iyi sosyoekonomik alanlarda (sağlık, eğitim, cinsiyet eşitliği, alt yapılar, adil iş gücü ve ekonomik büyüme) raporlama yapmaktadır. Buna karşılık, özellikle SDG 12-15’I içeren çevresel konularda (12: Sorumlu Üretim ve Tüketim; 13: İklim Değişikliği; 14: Sualtı Yaşamı; 15: Karasal Yaşam) ve SDG 17 (uluslararası işbirliktelikleri) raporlama oldukça eksiktir.

Endeks ve Ülke Değerlendirmeleri

Belirtildiği gibi, endekste ülkelerin yayınladığı en güncel ve kapsamlı veriler kullanılmış. 2016 senesine göre farklı endikatör, veri ve metodoloji kullanıldığı için, sonuçlar geçen yıla göre bir değişim bilgisi vermiyor. 0 (en kötü), 100 (en iyi) not. Örneğin en yüksek notu alan İsveç’in notu %85.6 ; şöyle okunmalı: 17 SDG bazında en iyi olasılığı ile sonuca olan yolun %85.6’sını almış durumda. Yani en iyi notu alan ülke İsveç ve takip eden ülkeler Danimarka ve Finlandiya bile %100 hedefe ulaşmanın oldukça altında. Ötesinde en yüksek notu alan bu ülkeler, özellikle çevresel bir takım alanlarda (iklim, diğer çevresel) ‘kırmızı’ durumdalar.

Yayılma etkisinin endeks hesabına katılması ile bir kısım zengin ülkelerin, örneğin İsviçre, ABD, bazı körfez ülkelerinin, sıralama yerleri gerilemiş durumda. Yani sınır dışında tetikledikleri etkileri ile genel sıralamada geriye düşmüş durumdalar.

Daha fakir ülkeler sıralamada alt sıralarda yer alıyor. Bunun temel sebebi SDG 1 ve 8 arasındakilerin fakirlik ile ilgili konular ile doğru orantılı çalışması ve SDG ölçümlemedeki alt yapı eksiklikleri. Öte yanda bu 2015’te üzerinde hem fikir kalınan sağlanan Addis Ababa ve Paris İklim Anlaşması kapsamında görüşülen, zengin ülkeler tarafından sağlanması taahüdünde bulunulan iklim ve kalkınma finansmanı konularının önemine dikkat çekiyor.

İlk 80 Ülke

Ülkelerin yayılma etkilerine daha detaylı bakıldığında, yüksek gelir düzeyindeki ülkelerin, özellikle Belçika, İsrail, Luksenburg, Hollanda, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri’nin negatif etki yarattığı görülmektedir. Bu da SDG’ler konusunda ilerlemenin şu ana kadar negatif yayılma etkisi yarattığını göstermektedir.

Yayılma etkilerinin Gayri Safi Yurtiçin Hasıla (GSYH) / PPP bazında etkisi

OECD Ülkelerini SDG Performansı:

Genel olarak değerlendirme, her zengin ülkenin bazı SDG’lerde zorlandığını ve kırmızı notlama seviyesinde olduğunu gösteriyor. En zorlanılan SDG’ler ise sürdürülebilir tüketim ve üretim (SDG12), iklim değişikliği (SDG13), temiz enerji (SDG7) ve ekosistemlerin korunması (SDG14 ve 15). Bunların etrafında önemli uluslararası yayılma etkileri oluşuyor.

Bazı OECD ülkeleri, Türkiye gibi, SDG 2 (açlık)’de kırmızı alandalar. Sebebi ise bazınlarında tarım sistemlerinin sürdürülebilir olmaması, bazılarında ise obezite seviyesinin yüksekliği (yanlış beslenme ölçütü) olarak değerlendirilmiş.

Bir takım OECD ülkeleri ise, Birleşik Krallık, ABD, Japonya, Lüksemburg gibi, SDG 17’de yani işbilirlikteliklerine katılım konusunda kırmızı not almış durumdalar. Bunun değerlendirmesinde, küresel kalkınmaya yönelik finansal destek, bankacılık gizliliği, adaletsiz vergi rekabeti gibi konular değerlendirilmiş.

Burada önerilen, OECD ülkelerinin kendi performanslarını bireysel endikatörler bazında değerlendirmeleri ve hangi alanda daha çok gelişmeye ihtiyaçları olduğunu tespit etmeleri.

Türkiye Gündemi

Genel olarak, raporun Türkiye gündeminde kırmızı ile değerlendirilmiş alanlar; SDG2 açlık , SDG5 toplumsal cinsiyet eşitliği, SDG8 kapsayıcı büyüme, SDG9 inovasyon ve alt yapılar, SDG10 eşitsizliklerin azaltılması, SDG13 iklim değişikliği, SDG14 ve SDG15 su ve karasal biyoçeşitliliğin korunması.

Raporun değerlendirmesinden öte, Türkiye özelinde süre gelen bir başka çalışmaya dikkat çekmek istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan bu proje ile Türkiye’de veri eksikliğinden kaynaklanan ve yukarıdaki değerlendirmeye baz olabilecek konularda farklı bilgilere ulaşmayı ümit ediyoruz:

“Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Kapsamında Türkiye’nin Mevcut Durumu Analizi Projesi” ile ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri bağlamında mevcut durum analizinde, 17 amaç ve 169 hedef için Türkiye’nin mevcut durumu ortaya konulması amaçlanmış olduğu belirtilmektedir. (surdurulebilirkalkinma.gov.tr)

Çalışma kapsamında 10. Kalkınma Planı, ilgili sektörel politika ve strateji belgeleri, çalışmalar, mevzuat ile birlikte akademi-STK-iş dünyasının gerçekleştirdiği proje ve programlar analiz edilmesi, gerekli politika önerileri geliştirilmesi, SDG’ler bazında mevcut durum analizinin oluşturulması, dünyadaki diğer uygulama ve gelişmelerin değerlendirilmesi, Türkiye’de SDG’ler bağlamındaki temel eğilimlerin tespiti ve politika önerilerinin yapılması planlanmıştır.’’

2017 başından beri üzerinde çalışılan bu raporun önümüzdeki dönemde tamamlanması ve paylaşılması ile Türkiye’nin durumu, gündem ve öncelikleri kapsamında daha detaylı bir bilgi edineceğiz.

Sonuç ve Öneriler:

Her ülkenin bu yolda problem var. Burada önemli olan SDG’lerin tüm dünyada beraber çalışılarak gerçekleşecek olması. SDG gündeminde, ülkelerin performanslarını değerlendirirken, yayılma etkilerini göz önüne almak , yani sadece kendi ilerlemesi bazında değil, burada problemi diğer ülkelere kaydırmadığına emin olunarak, konulara yapısal ve kalıcı çözümler geliştirmek, önemlidir.

Makro seviyede, örneğin, Yüksek Seviyeli Politik Forum (The High-level Political Forum -Bizikova and Pinter, 2017) gibi Birleşmiş Milletler’in 2030 Gündemi’ndeki ilerlemeyi izlemek amacıyla oluşturduğu bir platformda üye devletlere yayılma etkisinin ölçümleme kriterlerinin içerisine katması önerilebilir.

Ülkeler düzeyinde, yayılma etkileri doğru politikalar ile yumuşatılabilir. Dolayısıyla yüksek gelirli ülkelerin SDG uygulamaları içerisine negative yayılma etkilerini yönetebilecekleri stratejileri ve raporlamaları katmaları gerekmektedir.

Genel olarak ise, SDG Gündemi’nin gerçekleşmesi için her düzeyde iyi bir planlama, iş birliği ve birbirinden öğrenme, doğru ölçümleme ve değerlendirme olması gerekir.

Bunu desteklemek amacıyla, SDSN’nin geliştirdiği yaklaşımın değerlidir ve raporun bu gözle Türkiye ve diğer devletler tarafından incelenmesini önemlidir.

Kimse geride kalmamalı, herkes birlikte çalışmalı…

Gülin Yücel
Ağustos

Ek olarak:

Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) Kimdir?2012 senesinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından başlatılan Sürdürülebilir
Kalkınma Çözümleri Ağı (Sustainable Development Solutions Network – SDSN) sürdürülebilir kalkınma odaklı ilmi ve teknolojik bilginin yaygınlaştırılması ve şu anki şekliyle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin tasarım ve uygulaması amacıyla yerel, ulusal ve küresel çalışmalar yapmaktadır. Dünyayı çevreleyen sosyal, ekonomik ve çevresel zorluklara karşı teknik ve politik süreçlerin geliştirilmesi için Birleşmiş Milletler çatısındaki kurumlar, finansal kurumlar, özel sektör ve sivil toplum ile birlikte çalışmaktadır. http://unsdsn.org/ Türkiye ayağına Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliği yapmaktadır.

http://unsdsn.boun.edu.tr/

Yazar Hakkında /

gulin@brikasurdurulebilirlik.com

Gülin Yücel Amerikan Robert Lisesi’ni 1988’de, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 1992 senesinde bitirdikten sonra, 1993-1994 İngiltere Londra’daki CASS, City Üniversitesi’nden M.B.A. derecesi almıştır. İş hayatına IBM şirketinde başlamış ve yaklaşık 20 sene çalışmıştır. Perakende, sigorta, üretim, otomotiv, enerji, bankacılık olmak üzere farklı sektörlerde uzmanlık geliştirmiş, iş danışmanlığı, e-iş, CRM, ERP ve diğer büyük ölçekli hizmet projesinde çalışmıştır. IBM Küresel Hizmetler Şirketi’nin yapılandırılmasında yönetici olarak rol almıştır. Son olarak da IBM’de, 3000’in üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veren dijital satış kanalını yönetmiştir. Sonrasında Pronet Şirketi’nde Genel Müdür olarak geçiş yapmış; 1500 üzeri çalışanı ve 150,000 üzeri müşterisi ile elektronik güvenlik alanında hizmet veren kurumun uzun vadeye yayılan değişim planını da yönetmiştir. Çalışma hayatına parallel olarak sivil toplum gönüllüğü yapan Gülin Yücel, KAGİDER (Kadın Girişimciler Derneği) bünyesinde Özyeğin Üniversitesi ile yürütülen Goldman Sachs ‘10bin Kadın’ Projesi, IFC ile başlatılan ‘Geleceğin Kadın Liderleri’ Projesi, ABD Dış İlişkiler Bakanlığı ile yapılan ‘Geleceğe Yatırım Yapın’ Projesi ve Dünya Bankası ile yapılan ‘Fırsat Eşitliği’ Projesi’ne katkı vermiştir. Ötesinde, 2015 senesinde Türkiye’de gerçekleşen C20 ve W20 toplantılarına katılmıştır. Gülin Yücel, International Society of Sustainability Professionals (ISSP) Organizasyonun çalışmalarını tamamlamıştır ve sürdürülebilirlik profesyoneli sertifikası sahibidir. 2014 senesinden bu yana sürdürülebilirlik danışmanlığı yapmakta; bu konunun gelişmesi için yazar, konuşmacı olarak farklı platformlarda destek vermektedir. Gülin Yücel, Sustineo Istanbul ve Sustineo SDG Platformlarını oluşturmanın yanı sıra, Brika Yapı A.Ş.’nin Ortağı; Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü yüksek lisans programlarında okutman ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ziyaretçi okutman ; Keiretsu Forum’da melek yatırımcıdır.

Sürdürülebilirlik yolculuğunuzda sizlere destek olmak için varız
X